PARATUBERKÜLOZ

(John Disease)

(Hazırlayan: Vet. Hek. Hüda HÜDAOĞLU)
(Ağustos, 2007)


Hastalık etkeni asidoresistans ve Gram(+) bir mikroorganizma olan Mycobacterium paratuberculosis’tir. Sığır, koyun, keçi ve diğer ruminantların barsak mukozasında kalınlaşma ile birlikte kronik ishal meydana getiren ve inkubasyon süresi çok uzun olan bir enfeksiyondur (inkübasyon süresinin 15-18 ayın üstünde olduğu kabul edilir). 

Genç hayvanlarda hastalık semptomları ortaya çıkmaz. Sığırlar, koyun ve keçilere göre daha duyarlıdır. Duyarlılık bakımından türler arasında farklılıklar olduğu gibi, ırklar ve fertler arasında da farklılıklar vardır. Klinik belirtilerin ortaya çıkmasında dispozisyon faktörlerinin rolü olduğu kabul edilir.

Paratüberküloz çıkışında, iklim ve toprağı ilgilendiren bazı çevre faktörlerinin de rolü vardır. Paratüberküloz olaylarına en çok sıcak ve nemli iklim koşullarının hüküm sürdüğü tropik ve subtropik bölgelerde rastlanır. Toprağı alkali olan bölgelerde daha çok görüldüğü, kireçli topraklarda az rastlandığı, muhtemelen fosfor azlığının olumsuz etki yarattığı kabul edilmektedir.

Bakteri, hasta ve enfekte hayvanların dışkısı ile çevreye yayılır. Etkenler mera ve toprakta bir yıla yakın canlı kalabilir. Hayvanların dolaştığı bu meralar tamamen bulaşıktır, durgun sular da bulaşık olabilir. Mikrop, bulaşık yiyecek ve sularla ağız yolundan alınır. Ana enfekte ise embriyonal dönemde de bulaşma olabilir. Fakat pratikte embriyonal bulaşmanın pek fazla önemi yoktur. Enfekte hayvanların sütlerinde de mikrop bulunur. Enfekte bir sürüde doğan yavru, ilk günden itibaren yoğun bir şekilde enfeksiyona maruz kalır.


Semptom:

Koyun ve keçilerde, genellikle ilk doğumdan önceki dönemde klinik olaylara pek rastlanmaz. Yaşlı koyun ve keçilerde klinik hastalık olayları daha yüksektir. Sığırlarda en fazla 2-6 yaş arasında rastlanır. En erken 12-18 aylık danalarda klinik paratüberküloza rastlamak mümkündür. Klinik belirtilerin ortaya çıkmasında, hayvanın direncini kıran doğum, laktasyon, iklim değişikliği, transport gibi çeşitli dispozisyon faktörlerinin etkisi olduğu kabul edilir.

Hayvanların iştahları normal olduğu halde zayıflama, yapağı ve kıl örtüsünün dayanıklılığının azalması, ileri aşamada kaşeksi görülür. Hastalığın en önemli bulgusu ishaldir. Sığırlarda dışkı, çok sulu ve köpüklüdür ve ishal haftalarca, hatta aylarca sürer. Belirli bir dönem düzelir gibi olur, sonra yeniden başlar.

Koyun ve keçilerdeki ishal bulguları sığırlardaki kadar belirgin değildir. Dışkı yumuşar, parçalı durumu kaybolur. Tipik ishal hali de görülebilir, hayvanların kuyruk ve butları dışkı ile bulaşıktır.

Klinik semptom göstermediği halde bazı hayvanların dışkısında mikrop bulunabilir ve kesimden sonraki muayenede bağırsaklarda paratuberküloz lezyonlarına rastlanabilir.

Hastalıkta serolojik testlerin güvenirliği %100 olmamakla beraber, eradikasyon çalışmalarında serolojik testlerden yararlanılabilir. Corynebacterium pseudotuberculosis bakterisi ile enfekte koyunların kan serumlarının komplement fikzasyon testlerinde yüksek titrasyonda paratuberküloz antijenlerinin saptandığı bildirilmiştir. 
Hastalığın sağıtımı mümkün değildir. Hastalar, hemen kesilerek elimine edilmelidir.

 

 

Bakterinin Direnci:

Direkt güneş ışığına karşı direnci zayıftır. Isı, soğuk, güneş ışığı, kurutma ve dondurma gibi fiziksel faktörlere ve genel dezenfektanlara dirençlidir. Ancak formalin, fenolik ve kresilik dezenfektanlar, bakteri üzerinde etkilidir. Çamurlu suda 9 ay, dışkıda 8 ay, sığır idrarında 1 ay, çeşme suyu ve fizyolojik suda 17-19 ay, kurutulma halinde kısa sürede telef olur. Merada ve toprakta yaklaşık 1 yıl,-14 oC’de 12 ay, +4oC’de 5 ay, 38 oC’de 8 ay canlı kalabilir.

%5 formalin ve %0,02 HgCl2 10 dakikada; %5 kreolin 2 saatte, %5 NaOH 24 saatte; 1/40 fenol, %95 alkol, 1/50 kalsiyum hipoklorit, 1/500 metilen mavisi 15 dakikada üremesine mani olur.


AŞILAMA

Aşılama, hastalıksız sürülerde profilaktik bir tedbir olarak uygulanmaz. Aşılamanın istenmeyen özelliklerinden biri, enjeksiyon yerinde yangısal bir ödem ve sonradan fibrokazeöz bir nodülün oluşmasıdır. Canlı aşıların kullanımı halinde, canlı organizmalar aşılamadan yıllarca sonra bile nodüller içinde bulunabilir. Aşılama tam bir bağışıklık vermez. Aşılı hayvanlarda klinik hastalık gelişebilir, belirti göstermeden taşıyıcı olabilir, aşı, hayvanı klinik hastalıktan koruyabilir veya klinik hastalığı geciktirebilir. Koyunlarda yapılan deneysel çalışmalar da aşılamanın, enfeksiyonu önlemediğini ancak bağırsak duvarında basillerin çoğalmasını ve lezyonların ilerlemesini sınırladığını göstermiştir. Bakterin ile oluşturulan antikorlardan ve gecikmiş tip hipersensitiviteden dolayı aşılı hayvanlar, dışkı kültürü dışındaki tüm diagnostik metotlara cevap verirler ve bu cevaplar, enfekte hayvanlarınkinden ayırt edilemez. Bu yüzden aşılama sürü durumunun yanlış yorumlanmasına ve hastalığın daha fazla yayılmasına sebep olabilir.


Hastalıkla Mücadele:

Öncelikle, hastalık insidensi (oranı) saptanmalıdır. Mücadele yöntemi olarak, hastalık insidensine göre ya “eradikasyon” veya “aşılama ve eradikasyon” yöntemlerinden biri tercih edilir. Hastalık çok yaygın değilse eradikasyon yöntemi tercih edilmelidir.

Hastalık oranının çok yüksek ve verim düşüklüğü önemli boyutta olduğu durumlarda en uygunu sürüyü kesime sevk ederek, mera ve ağılların en az 1-2 yıl boş bırakılmasıdır.

Hastalık, çok yaygın değilse serolojik test uygulanarak taşıyıcı hayvanlar ve onların yavruları sürüden ayrılır ve kesime gönderilir. Kalan hayvanlar, birbirini izleyen 4 test sonucu negatif oluncaya kadar 6 ayda bir teste devam edilir.

Hastalıklı koyun, keçi ve inek yavruları, kasaplık olarak değerlendirilir. Hastalıklı inek sütleri hiçbir şekilde buzağılara verilmez.

Hastalığın yaygın olduğu meralara fosfatlı gübre atılır.


KAYNAKLAR

Arda, M. ve ark. (1992). Özel Mikrobiyoloji. Atatürk Ün. Basımevi. Erzurum. (s.: 312-319) 
Aytuğ, C.N. ve ark. (1990). Koyun-Keçi Hastalıkları ve Yetiştiriciliği. Tüm Vet Yay. No. 2. Teknografik Matbaacılık. İstanbul. (s.: 138-141). 
Aytuğ, C.N. ve ark. (1991). Sığır Hastalıkları. Tüm Vet Yay. No. 3. Teknografik Matbaacılık. İstanbul. (s.: 292-297). 
İmren, H., Y., Şahal, M. (1996). Veteriner İç Hastalıkları, 4. Baskı. Medisan Yayınevi. Ankara. (s.: 710-71 ). 
Uğur, M., Nazlı, B., Bostan K. (1996). Mezbaha Bilgisi ve Et muayenesi Ders Notları. İstanbul Ün. Vet Fak. Yayını. (s.: 173-174).