BSE (Deli Dana)

BOVINE SPONGIFORM ENCHEPHALOPATHY

(BSE, Transmissbl Spongioform Encephalopathy, Deli İnek Hastalığı)

(Hüda HÜDAOĞLU)

(Aralık, 2007)

BSE, ilk olarak 1986 yılında İngiltere’de saptanan ve merkezi sinir sisteminde tedricen gelişen süngerimsi tahribat oluşumu ile karakterize bulaşıcı bir sığır hastalığıdır. Hastalık, beyin hücrelerindeki normal prion proteinlerin (PrP c.) yerine modifiye olmuş patolojik prion proteinlerin (PrP sc. veya PrP res.) geçmesi sonucu oluşur. Hastalığın aktarılabilir olduğu 1988 yılında gösterildi. BSE’nin bulaşıcılığı ilk kez hasta beyin homojenatları ile hem intraserebral hem de intravenöz enjeksiyonlardan yaklaşık 300 gün sonra farelerde murine scrapie’sine benzer bir lezyonun şekillenmesiyle gösterilmiştir.

Spongiform Encephalopathy'ler beyinde astrositosis, nöyronlarda amiloid birikimi ve vakuoler dejenerasyon ile karakterizedir. Beyinde oluşan vakuollerden dolayı beyin histopatolojik olarak süngerimsi bir görünüm aldığından bu grup hastalıklara süngerimsi beyin hastalıkları da denilmektedir. Bu grup hastalıklar, aynı tür içinde veya farklı türlere aktarılabildiğinden aktarılabilir spongiform ensefalopatiler (Tranmissible Spongiform Encephalopathy = TSE) olarak da adlandırılmaktadır. Sözkonusu patolojik prion proteinlerin bulaşık yem maddeleri vasıtasıyla sığırlara ve diğer hassas hayvan türlerine bulaştığı kabul edilmektedir.

İlk yıllarda sadece sığırda klinik kayıtlara geçmiş bir hastalık olmasına rağmen, özellikle 20 Mart 1996 tarihinde “BSE hastalığının insanlara da bulaştığına ilişkin kuvvetli şüpheler bulunduğu” nun  resmen açıklanmasından itibaren, bütün dünya korku, kuşku ve paniğe kapılmış ve o tarihten bu yana BSE gündemden hiç düşmemiştir.


Sığırların BSE hastalığı aşağıdaki diğer prion hastalıkları ile benzerlikler gösterir.

 

Scrapie: Koyun ve keçilerin hastalığıdır. 18 yy’dan beri İngiltere, Avrupa’nın birçok ülkesi, Asya, Afrika ve Amerika’da görülmektedir. Aktarılabilirliği 1936 yılında gösterildi. Avustralya’da eradikasyon çalışmaları sonucunda söndürülmüştür. Yeni Zellanda ve bazı Avrupa ülkeleri hariç tüm dünyada görülür.


Wasting Disease: Kuzey Amerika’da geyik ve elk’lerde görülür.  Aktarılabilirliği 1983 yılında gösterildi.


Bulaşıcı (Transmissbl) Mink Encephalopathy (TME): İlk olarak 1947 yılında Wisconsin’deki mink çiftliklerinde ortaya çıkmıştır. Aktarılabilir olduğu 1965 yılında gösterildi. Kuzey Amerika ve Avrupa’da mink ve tilkilerde görülür.


Feline Spongiose Enchephalopathy: Tüm dünyada kedigillerde görülür. Aktarılabilirliği 1992 yılında gösterildi.


Kuru: Papua-Yeni Gine’nin doğusundaki dağlık bölgede yaşayan Fore kabilesi arasında görülmüş ve insanlara geçişin kanibalistik dini törenlerle olduğu saptanmıştır. Kanibalizmin önlendiği 1950’li yıllardan beri hastalığın insidansı azalmıştır. Buna rağmen uzun süren kuluçka dönemi sebebiyle halen seyrek de olsa olgulara rastlanılmaktadır. Patolojik olarak süngerimsi dejenerasyopn ve amiloid birikmesi görülür. 1957 yılında identifiye edildi, 1966 yılında aktarılabilirliği gösterildi. Genellikle 40 yaş üstündeki insanlarda (yamyamlarda) görülür.


Klasik Creuzfeldt-Jacop Disease (CJD): Önceleri insanlarda yaşlanmaya bağlı kaçınılmaz bir sonuç olarak düşünülüyordu. Genellikle 60 yaşları civarında görülür ve belirtiler bir kez ortaya çıktıktan sonra ortalama yaşam süresi 1 yıl kadardır. Aktarılabilirliği 1968 yılında gösterildi ve Dr. Gajdusek’in 1976 yılında yapmış olduğu gözlemler sonucunda encephalopathyler grubunda bir hastalık olduğu ortaya kondu. Başlıca klinik bulguları ataksi, myoklonus, duyusal bozukluklar ve hızlı ilerleyen bunamadır. İnsanlarda en sık görülen TSE etkeni olup yıllık görülme sıklığı 1 milyonda 1 kadardır.


New variant Creutzfeldt- Jacob Hastalığı (nvCJD): İngiltere’de danalar arasında görülen BSE epidemisinden sonra 1996 yılının ilk aylarında görülen 10 CJD olgusunun yeni bir nöropatolojik profili olduğu ortaya konmuştur. Diğer sabit ekstremite ağrıları gibi bulguların yanında mutat olarak görülmeyen vakaların yaşlarının genç olması; klinik bulgular, CJD için karakteristik olan EEG bulgularının olmayışı ve aynı metotlarla araştırıldığı halde diğer Avrupa ülkelerinde olgulara rastlanmaması önemli bulunmuştur. Daha genç hastalarda görülen (ortalama 27 yaş) bu formun halk arasında "deli dana hastalığı" olarak bilinen "bovine spongiform encephalopathy"li sığırların etlerinin yenmesiyle bulaşabileceğine dair şüpheler vardır.


Grestmann-Straussler Syndrom (GSS): İnsanlarda görülür. Aktarılabilirliği 1981 yılında gösterildi. Klinik olarak ataksi, demans, beyin sapı tutulumu ve ölüm görülür. Bu süre genellikle 3-4 aydır.


Fatal Familial Insomnia (FFI): İnsanlarda görülür.

Çıta, puma, devekuşu, domuz gibi hayvanlarda da  transmissible spongiform encephalopathy (TSE) görülmektedir.

Uzun yıllardan beri tanınmakta olan bu prion hastalıkları, genelde birbirlerinden bağımsız hastalıklar imiş gibi düşünülmekte iken, sığırlarda BSE hastalığının ortaya çıkmasından sonra yapılmış olan araştırmalarda:

1-       İngiltere’de sığırlar arasında patlak veren BSE hastalığının, “SCRAPİE” hastalığından ölen veya öldürülen koyun ve keçilerin kadavralarından elde edilen et ve kemik unlarının sığır yemlerine katılmasından sonra ortaya çıktığı saptanmıştır. (1980-1989 döneminde uygulanan rendering prosesinin prion proteinleri denatüre etmeye yeterli olmadığı belirtilmektedir). Koyun-keçi “Scrapie prion proteini” nin sığıra adapte olarak “BSE prion proteini” şekline dönüştüğü kabul edilmektedir.

2-       BSE’den ölen veya BSE nedeniyle kesilen sığırların et ve sakatatları ile beslenen yabani etçiller arasında da Bulaşıcı Spongioz Encephalopathy’ler (TSE) görüldüğü rapor edilmiştir.

3-       BSE’li sığır materyali yedirilmek veya doğrudan beyin içi inokulasyon yapmak suretiyle, hastalığın sığırdan sığıra, sığırdan koyun, keçi, fare, domuz, mink tilkisi, lemur, maymun ve makak gibi çeşitli hayvan türlerine bulaştırılabildiği deneysel olarak kanıtlanmıştır. Sığır BSE prion proteinlerinin bulaşıcı nitelikte olduğu, maymunlar da dahil, çeşitli hayvan türlerine adapte olabildiği kesinlik kazanmıştır.

4-       Hayvanlar üzerindeki bu çalışmalar devam ederken, 1986-1996 yılları arasında İngiltere’de CJD’den ölen insanlar arasında bulunan 10 kişinin yaşının 16-42 yaş arasında bulunması (normalde 55-60 yaşından yukarı olması gerekirdi), klinik tablo ve hastalık seyrinin klasik CJD den bazı farklılıklar göstermesi ve bu kişilerden en az ikisinin BSE çıkan çiftliklerde uzun süre yaşamış olmaları dikkat çekmiştir. “varyant CJD” (vCJD) olarak isimlendirilen bu yeni bulaşıcı spongioz ensefalopati (TSE) olguları ilk olarak 20 Mart 1996 tarihinde resmen açıklanmış ve “bu yeni hastalığın sığırlardaki BSE hastalığı ile ilişkili olabileceğine ilişkin kuvvetli şüpheler bulunduğu” ilgili bütün uluslararası bilim ve sağlık otoritelerince kabul edilmiştir.

5-      Varyant CJD (vCJD) olguları 1996 dan bu yana da devam etmektedir. 2000 yılı rakamlarına göre, 14-52 yaş gurubundan, İngiltere’de toplam 85, Fransa’da 2 (veya 3), İrlanda’da 1 kişi hayatını kaybetmiştir.


Bulaşma

Bulaşık aşı, serum ve diğer biyolojik maddeler ve embrio nakilleri ile prion hastalıklarının bulaşabildiği; etkenin plasenta yolu ile anadan yavruya geçebildiği ve hastalığın genelde BSE prion proteinleri ile bulaşık yem maddelerinin yenmesi sonucu bulaştığı bilinmektedir.

Hastalık normal şartlarda sığırdan sığıra veya sığırdan diğer türlere bulaşmaz. Hasta ve enfekte hayvanlarda beyin, medulla spinalis, göz başta olmak üzere, beyin zarları, perifer sinirler, beyin-omurilik sıvısı, lenf yumruları, barsakların bazı bölümleri, pankreas, timus, karaciğer, dalak, ve sair iç organları, kemik iliği, yavru zarları gibi organ ve dokuları çeşitli derecelerde bulaşma riski taşır. İskelet kası (lenf ve sinir dokuları hariç), kalp, böbrek, bağ dokular ve deri gibi dokular ile hastalığın bulaştığı henüz kanıtlanmamıştır. Ancak, halen uygulanmakta olan mezbaha teknolojileri ve et ve sakadat ürünleri teknolojileri dikkate alındığında, BSE riski taşıyan ve taşımayan organ ve dokuları birbirinden ayırt etmenin ve kesim sırasındaki bulaşmaları önlemenin kolay olmadığı da bir gerçektir.

Yapılan çalışmalar, BSE’li sığırların beyin, omurilik ve retinasının en yüksek infektiviteye sahip dokular olduğunu ortaya koymaktadır.

Bir sığırdan diğerine direkt bulaşma söz konusu olduğunda, scrapie göz önüne alınarak, buzağılayan sığırların diğerleri için en fazla riski oluşturduğu kabul edilmektedir. Çünkü scrapie’de infekte koyunlara ait plasentanın diğer koyunlar tarafından yenmesi ile infeksiyon bulaşmaktadır

BSE’ye karşı diğer türlerin duyarlılığı üç ana başlık altında ele alınmaktadır.


a. Parenteral yoldan kolaylıkla infekte olan türler: Bu grupta, başta fareler olmak üzere, buzağı, koyun, keçi, domuz, mink ve maymunlar bulunmaktadır. Özellikle domuzlarda yapılan deneysel çalışmalarda; BSE infekte sığır beyin dokusu ile i.c., i.v., i.p., olarak inoküle edilen domuz yavrularında, 69 haftalık inkübasyon periyodu sonunda tipik klinik bulgular gözlenmiştir. Klinik olarak normal görünümlü domuzlar öldürüldüğünde ise, beyin dokusu örneklerinde histopatolojik olarak ensefalopati gözlenirken, prion proteinleri de immunohistokimyasal testlerle ortaya konmuştur.


b. Oral yoldan kolaylıkla infekte olan türler: Bu grupta fare, sığır, koyun, keçi, mink ve maymunlar yer almaktadır. Koyunlarda oral yol ile bulaşmaya, incelenen altı ayrı koyun ırkının sadece biri direnç göstermiştir. Bu koyun ırkının (Cheviot) scrapie hastalığına da dirençli olduğu bilinmektedir.


c. BSE hastalığına duyarlı olmayan türler: Bu grupta ise, hamsterler (ilk pasajı farelerde yapıldığında infekte olurlar), tavuklar (tüm inokulasyon yolları ile başarılı sonuç alınamamıştır) ve domuzlar (oral bulaşmaya dirençli) bulunmaktadır. Tavuklar ve domuzlar, geçmişte et ve kemik unu ile sığırlara oranla daha yoğun olarak beslendikleri için oral bulaşma yolu ile infekte olmamaları oldukça önem taşımaktadır. Bu türler genellikle oldukça genç yaşta kesildikleri için risk oranı daha da azalmaktadır.

Devekuşu ve birçok hayvanat bahçesi hayvanının da BSE benzeri TSE tehdidi altında olduğu bildirilmektedir.  Bugüne kadar köpeklerde BSE vakası bildirilmemiştir. Ancak balıklar da dahil olmak üzere birçok hayvan türüne ait hücrelerde prion protein geninin saptanmış olması, bu türlerde de TSE olgularının görülebileceğini düşündürmektedir.


Patojenez: (ÖZMEN, Ö.)

Prionlar nükleik asit taşımayan enfeksiyöz ajanlardır. Bunlar nükleik asitleri yıkımlayan inaktivasyon prosedürlerine direnç gösteren, küçük proteinokazeöz infeksiyöz partiküller olarak tanımlanır.

Prion hastalıklarının patojenezinde gıda ile alınan ajanların bağırsak duvarını geçerek Peyer plaklarına geldikleri düşünülmektedir. Peyer plakları mukoza ilişkili lenfoid dokunun  (MALT) bir parçasıdır. MALT mikroorganizmalara karşı immun sistemin önemli bir bölümünü oluşturur  ve koruyucu immun cevabı kolaylaştırma görevi vardır. Prionlar da muhtemelen mikroorganizmalarla aynı yolu takib ederler. Yapılan çalışmalar inokülasyondan 18 ay kadar sonra distal ileumda Peyer plaklarının olduğu bölgelerde enfektif materyalin  bulunduğunu göstermiştir. Hayvanların klinik olarak hastalık bulguları göstermeye başladıktan sonraki  18 ay ve daha ileri dönemlerde ise Peyer plakları ile birlikte beyin, medulla spinalis, dorsal rot ve trigeminal gangliyonlarda da enfektif materyal bulunmaktadır. Peyer plaklarındaki lenfoid hücreler tarafından fagosite edilen partiküller lenf yumruları, dalak ve tonsiller gibi diğer lenfoid dokulara taşınır. Prionlar buralarda replike olabilirler. Bu lenfoid bölgelerin bir çoğunda uyarılar şekillenir, artan prion birikimleri sinirlere taşınır ve medulla spinalisin aksonları ile özellikle beyinde birikirler. Prion hastalıklarının daha sonraki dönemlerinde sitokinlerin düzeylerinin yükseldiği de bilinmektedir. Bunlar astrositler ve diğer glial hücreler tarafından oluşturulur ve patojenezde önemli rol oynarlar. Klinik olarak hastalık bulguları gösteren hayvanların kemik iliklerinde ise hafif düzeyde enfektif materyale rastlanır.

Merkezi sinir sisteminde enfeksiyon nörondan nörona özel bir yol ile yayılır. Beyinde hastalığın ilerlemesi ile ilgili çalışmalar beyinde görülen ilk değişikliğin anormal prion birikimi olduğunu göstermiştir. Bunun ardından beyindeki destek hücreleri olan gliaların reaksiyonu, nöronlarda süngerimsi değişiklikler (vakuoller) ve takiben ölüm gözlenir.


Etkenin Dayanıklılığı

Prionların; 100 santigrat derecede ısıtma, ultra viyole ve mikrodalga ışınları ile yeterince inaktive olmadıkları, bilinen dezenfektanlara (formalin, glutaraldehid, beta-propiolakton, etilen oksit, % 70’lik alkol gibi) karşı oldukça dirençli oldukları ve pH değişmelerinden etkilenmedikleri bildirilmiştir. Prionların toprakta biyolojik olarak dekompoze olmalarının çok zor olduğu ve canlılıklarının 3 yıl kadar devam ettiği ifade edilmiştir. Kurutulmuş materyalde ve toprakta yıllarca enfektif kalabilirler. Bilinen kaynatma ve pişirme işlemleri sırasında tam olarak denatüre olmaz.

TSE ajanlarının inaktivasyonu için 360 santigrat derecede 1 saat;  134-137 santigrat derecede  18 dakika veya aynı ısıda ve her biri 3 dakika olacak şekilde 6 kez otoklavlama; % 2 aktif klor içeren sodyum hipokloritte 1 saat;  2 Molar sodyum hidroksitte 1 saat  önerilmektedir. Ancak bu yöntemlerin tam olarak etkili olmadıkları da bildirilmiştir. Çamaşır suyu ve sabunla yıkanmanın korunmada etkili olduğu görülmüştür.

 

BSE’de Klinik Belirtiler

Her cins ve tür sığır hastalığa karşı duyarlıdır. Hastalığın kuluçka süresi en az 2-2.5 yıl, ortalama 4-5 yıldır. Klinik belirtiler, giderek artan bir tempoda olmak üzere aşırı duyarlılık, korku, ürkeklik, depresyon ve anlamsız hareketler gibi davranış bozuklukları, aşırı refleksler, kas seyirmeleri, miyokloniler, uzun adımlı ataksik yürüyüş, otonom sinir sistemi bozuklukları, güçlükle dönme, ileri devrelerde bel kamburluğu ve iştah yerinde olmasına rağmen zayıflama şeklinde özetlenebilir.  Hasta sığır birkaç hafta içinde mutlak ölüme sürüklenir.


Tanı

Prion hastalıklarıda antikor oluşmaz. Uzun inkubasyon dönemi içinde hastalığı tesbit etmeye yardımcı olacak etkili bir yöntem geliştirilememiştir. Hastalık,  beyin materyalinin histopatolojik ve immunohistoşimik muayeneleri ile kesin şekilde teşhis edilir.

 

Sağıtım

CJD ya da diğer TSE'lerin henüz tedavileri yoktur. Bu sebeple hastalığa karşı korunma önlemlerinin alınması son derece önemlidir.

 

Et Hiyjeni Açısından BSE Kontrol Yöntemleri:

Günümüzde sığır karkaslarında BSE etkenlerinin saptanması ile ilgili güvenilir test yöntemleri mevcuttur. Test için gerekli doku örnekleri kesimden sonra sadece beyinden alınabilmekte, et ve kan gibi diğer materyaller halihazırda test için uygun olmamaktadır. Bu güne kadar canlı hayvanlarda BSE etkenlerinin varlığının saptanmasına yönelik güvenilir test yöntemleri geliştirilemediğinden bu testler tüketici sağlığının korunmasına yönelik önlemler arasında özel bir öneme sahiptir.

 

Spesifik Risk Materyalleri:

AB Komisyonu tarafından 1 Kasım 2000 tarihinden itibaren oldukça yoğun BSE etkenleri içerdiği saptanan beyin, göz, omurilik, bademcik ve bağırsak kısımları gibi spesifik risk materyallerinin besin zincirine karışması yasaklanmıştır. 1 Ocak 2001 tarihinden itibaren spesifik risk materyalleri tanımı bağırsaklar için her yaştan sığırların ön bağırsağından (deodenum) son bağırsağına (rectum) kadar genişletilmiştir. AB Komisyonu kararına göre üye ülkelerdeki mezbaha ve et parçalama tesislerinde aşağıdaki hayvan dokuları risk materyali olarak göz önüne alınacak ve imha edilecektir.

  • 12 aylıktan büyük bütün sığırlarda kafa tası (beyin ve gözler dahil), bademcikler, omurilik ve ince bağırsak (ileum),
  • 12 aylıktan büyük bütün koyun ve keçilerde kafa tası (beyin ve gözler dahil), bademcikler ve omurilik,
  • Bütün yaş sınıflarından koyun ve keçilerde dalak.

İngiltere ve Portekiz BSE yönünden çok riskli ülkeler olduklarından bu ülkelerde mezbahalar, parçalama tesisleri ve hayvan imha tesisleri ayrıca aşağıdaki materyalleri de uzaklaştırmak ve imha etmek zorundadırlar:

  • Altı aylıktan büyük bütün sığırlarda bütün kafa tası (dil hariç, beyin, gözler, trigeminal ganglionlar, ve bademcikler dahil), omurilik, timus, dalak, bağırsaklar.
  • 30 aylıktan büyük bütün sığırlarda omurga (spinal ganglionlar dahil)

Bu karar ayrıca 30 Aralık 2000 tarihinden itibaren BSE ile kontamine dokuların kan dolaşımına karışmasına yol açan ve bu suretle de kanı kontamine eden bütün kesim tekniklerini yasaklamıştır. Bu karara göre karkaslardan uzaklaştırılan risk materyalleri boyanacak ve tamamıyla imha edilecektir. Bu materyaller yakılacak ya da hayvan imha tesislerinde yakılarak külleri izin verilmiş yerlere gömülecektir.

 

Mekanik olarak sıyrılmış etler:

Komisyon üye ülkelerde, 1 Kasım 2000 tarihinden itibaren sığır, koyun ve keçilerin omurga ve baş kemiklerinin mekanik olarak sıyrılmış et üretiminde kullanılmasını yasaklamıştır.

 

Kesim teknikleri:

Komisyon kararına göre üye ülkelerde, 31 Aralık 2000 tarihinden itibaren merkezi sinir sistemini uyuşturma amacı ile kafatası boşluğu içine giren uzun çubuk şeklinde enstrümanlar kullanılmayacaktır.

 

Vertebral column:

Komisyon, tüketici sağlığını koruma ve risk azaltma önlemi olarak üye ülkelerde 12 aylıktan büyük bütün sığırlarda omurgaların (Vertebral column) mezbahalarda uzaklaştırılmasına ve etlerden ayrılmasına karar vermiştir (5).

Et hijyeni ve tüketici sağlığını koruma önlemleri bakımından Avrupa Birliği Komisyonunun aldığı diğer kararlar (2,3,4,5,8,10):

1.        1 Ocak 2001 tarihinden itibaren, Avrupa Birliği içersinde kesilen 30 aylıktan büyük bütün sığırlar BSE yönünden test edilecektir.

2.        AB Komisyonu 4 Aralık 2000 tarihinde yapmış olduğu toplantısında tüm Avrupa’da 30 aylıktan büyük sığırların piyasadan toplatılarak satın alınmasına karar vermiştir. Bu, Avrupa’da 2 milyon sığıra eşdeğerdir. Bu kararla Avrupa’daki 30 aylıktan büyük tüm sığırlar besin zincirinden uzaklaştırılacaktır.

3.        AB içerisinde 1 Ocak 2000 tarihinden itibaren; BSE den şüpheli, acil kesime sevk edilen ve ölen bütün sığırların BSE yönünden test edilmesi zorunlu kılınmıştır.

4.        AB içerisinde et kemik unları ve diğer hayvansal yağların bütün hayvanlar için yem olarak kullanılması 1 Ocak 2000 tarihinden itibaren yasaklanmıştır.

5.        Sığır bağırsaklarından elde edilen sucuk kılıfları AB Komisyonu tarafından 1 Ocak 2001 tarihinden itibaren risk materyali kapsamı içine alınmıştır.

6.        Et ekstraktları ve çorba endüstrisinde kullanılan diğer ürünler sadece BSE’nin görülmediği Güney Amerika ülkelerinden ithal edilecektir.

7.        Sığır bazlı yemeklik jelatinler WHO‘nun 113 numaralı bildirgesinde ve AB’nin 26 Ocak 2000 tarihli kararında belirtilen yöntemlere göre üretildiklerinde BSE yönünden güvenilir kabul edilmiştir.

8.        İç yağları WHO‘nun 113 numaralı bildirgesinde ve AB’nin Kasım 2000 tarihindeki değerlendirmelerine göre, olası etkenleri inaktive edecek yöntemlerle üretildiklerinde güvenilir kabul edileceklerdir.

9.        AB etiket yönetmeliğine göre (2000/1760/EC 17.07.2000) 1 Ocak 1998 tarihinden itibaren doğan bütün sığırlara, birbirine özdeş bir kulak numarası ve hayvan kimliği takılması zorunlu hale getirilmiştir. Bu yolla et, hayvanın doğduğu işletmeye kadar takip edilebilecektir. Ayrıca bütün üye ülkeler merkezi bir veri bankası kuracaklar ve bu bankada bütün üye ülkelerde mevcut sığırların yaşam yolları dökümante edilecektir.

10.     AB üyesi ülkelerde 1 Eylül 2000 tarihinden itibaren sığır eti etiketlerinde aşağıdaki bilgilerin bulunması zorunlu hale getirilmiştir:

·         Referans numarası: Bu numara ile hayvan ve et arasındaki ilişki garanti altına alınmaktadır.

·         Mezbahanın izin numarası: Hayvanın nerede kesildiğini ortaya koymaktadır.

·         Parçalama tesisinin izin numarası: Etin nerede parçalandığını tanımlamaktadır.

 

 

 

Kaynak:

APAN, T. Z. İnsanlarda Prion Hastalıkları. http://www.akdeniz.edu.tr/veteriner/tebligler.htm

AYTUĞ, C.N.  BSE  Nedir? http://www.akdeniz.edu.tr/veteriner/tebligler.htm

GÜRÇAY, M. BSE ile İle İlgili Kronolojik Gelişmeler. http://www.akdeniz.edu.tr/veteriner/tebligler.htm

MUTLUER, B. Et Hijyeni Açısından BSE Kontrol Yöntemleri ve Spesifik Risk Materyalleri. http://www.akdeniz.edu.tr/veteriner/tebligler.htm

ÖZMEN, Ö.  Bovine Spongioform Encephalopathy (BSE)’de Patogenez ve Patolojik Bulgular http://www.akdeniz.edu.tr/veteriner/tebligler.htm

ŞEN, A. BSE’nin epidemiyolojisi. http://www.akdeniz.edu.tr/veteriner/tebligler.htm

TÜRÜTOĞLU, T. Aktarılabilir spongioform Ensefalopatilerde Etiyoloji. http://www.akdeniz.edu.tr/veteriner/tebligler.htm